usa etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
usa etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

11 Eylül 2011 Pazar

Portofino

Esim beyin egitim/kongre katilimi icin atladik Italya'ya gittik,Portofino'yu gorduk, cok sevdik!
demeyi cok isterdik evet! Yine kongre icin geldik, evet adi da Portofino Bay ancak biraz kucugu :)
Her ne kadar cakmasi da olsa, otel herhangi bir bina yapmak yerine boyle film seti gibi guzel bir minyatur Portofino yapmis.
Hosumuza gitti,icimiz acildi. En azindan meger biz Italya'ya gelmisiz diye dusununce insan biraz inanabiliyor bu duruma :)
Bir de sadece Italyan yemekleri, sadece Italyanca sarkilar var heryerde.
Bir de , yemek yerken masaya gelip gitar esliginde sarki soyleyen insanlar var.
Bunlardan italyan olan bi abinin, nereli oldugumuzu ogrenince Uskudar'a gideriken calmasi var bir de :) Sonradan Dikili'yi ve beyaz peyniri cok sevdigini de ogrendik.
Orlando'dan sevgiler :)

5 Eylül 2011 Pazartesi

Evet,bir seruvenin daha sonuna geldik! Bugun buradaki (Brookfield,WI) son gunumuz idi. Valizler hazir,saclar hazir, yollara dusmeye haziriz. Aslinda saniyorum bu ise fazlasiyla alistik biz, 3 ayin bitmesine yakin bi kipirdanma basliyor :) Buradan ayrilmadan, unutmadan not dusmem gereken bir konu var. O da toplu ulasimi ne kadar cok sevdigimi hatirlamis olmam! Evet dusununce insan tiklim tiklim otobusleri,dolmuslari sevmez ,sevemez ama bir vapur da cok keyiflidir bunun yaninda. Ben ki yillardir ehliyet alma konusunda direnmis,bir sekilde araba kullanmayi hic istememistim. Bu simdiye kadar gittigimiz ulke/sehirlerde problem de olmamisti. Ben de bu ehliyet isini gerekli gorup harekete gecmemistim.Ta ki buraya geldigimizde arabasiz gidilebilecek tek yerin bir tane market oldugunu farkedene kadar! Otomobilin ucuz,benzinin ondan da ucuz oldugu bir ulkede ne bekliyordum ki! Yine de , bir otobus,tren,metro,esek, neden olmaz?! Haksizlik etmeyeyim, burada da otobus var aslinda.Var da otobus duragina kadar da taksiye binmek gerek!Taksi bile o kadar az kullaniliyor ki, bir adet durak var ve gonderdikleri araclar da kocaman siyah A takimi arabasi :) Ve evet her ne kadar bahceli ev,sehirden uzak olma sevdalisi oldugumu sansam da anladim ki butun bunlar icin henuz cok genciz. Biraz kalabalik gormeyi bile ozledim desem yeridir. Gider gitmez kendimi new york sokaklarina atacak, bir de ehliyet basvurusu yapacagim. O zamana kadar hepinizi ay lav yu!

15 Şubat 2011 Salı

Macera dolu Amerikaaaa! 1.bolum

Leylegi havada goren degil, son zamanlarda leylegin bizzat kendisi olan kendim ve sevgili kocam ve golgelerin gucu adina, merhaba ! :)

21 Ocak'ta kralicenin topraklarindan ayrilmis, Amerika'ya dogru havalanmis idik. Bu benim ucakla en uzun surecek ilk yolculugum olacakti, oldu. Oldu da, basinctan midir, keci virusunden midir bilmiyorum, saglam bindigim ucaktan baya bi yamulmus olarak indim. 8 saat bana fazla bile gelmisti. Salih'in sirket toplantisi geregi once Baltimore'a gittik.
Hava bir kis gunu olmasi gerektigi kadar soguk fakat karsiz,ruzgarsizdi , gayet guzel denebilirdi yani. Otele yerlestik ve ertesi gun , tabii ki ilk jetlagimin sayesinde sabahin 5inde uyanarak Baltimore'un gun dogumunu izleyebildim.






O gun Baltimore'u gorme sansimiz da oldu. Cok soguk olmasina ragmen, liman bolgesini gorebildik. Oldukca sakin, deniz manzarasi, limani,marinasi ile guzel bir sehir. Ozellikle deniz mahsulleri ve meshur crab cake'i ile de midemizi ve gonlumuzu fethetti. Baltimore'un da icinde bulundugu Maryland ve Virginia'da avlanan blue crab adinda sirin mi sirin bir yengec cesidi var ki ondan yapilan herseyin lezzetli oldugu soyleniyor :) Ayni zamanda crab chowder da lezzet harikasi olup kisin icinizi isitabilir.



Ne var ki, ilk gunun aksaminda iyice viruse teslim olmam yuzunden , Baltimore'daki kalan gunlerimizi ben otel odasinda dinlenerek, Salih de toplantilari bittikce hasta bakarak gecirdik. "Neyse ki seneye kongre yine burada olacak" diyerek yemedigimiz yemekleri bir sonraki ziyaretimize biraktik.

Otelde birkac gun dinlendikten sonra baya toparlanmistim. Fakat kac gundur yatmis olmanin verdigi bir sersemlik de vardi uzerimde. Ve bizim oradan ayrilacagimiz son gun sabah hava daha bir sogudu ve cilginca kar yagmaya basladi. Planimiz kiraladigimiz arabayla Stamford'a gidip kalacagimiz evi gorup, esyalarimizi birakmak, vakit kalirsa bir gun de New York'u gezmekti.Daha sonra Baltimore uzerinden tekrar Londra'ya donup 4 gun kalacaktik. Ve sonra tekrar Amerika.
Fakat isler oyle olmadi. Biz havaya inat pek buyuk bir keyifle ve nese icinde aksam uzeri 5 gibi yola ciktik. Kar yagiyordu ve biraz biraz tutmustu da ama trafigi aksatacak kadar degildi. Ne var ki yolda ilerledikce kar ve ruzgarin siddeti artmaya basladi. Hava da coktan kararmisti. Hiz siniri tabelalari 30 mili gosteriyor, biz 20 mille anca gidebiliyorduk. Ya da kayabiliyorduk demeliyim. Bir sure cabaladik, cunku hava durumunda gece 2de kar yagisinin duracagini soylemislerdi. Fakat artik iyice onumuzu goremez hale geldigimizde farkettik ki kenarda mecburi duraklama yapan araclar da artmaya basladi. Otobandan iceri dogru girerek bir otele siginmaya calistik fakat yer yoktu. Neyse ki ikinci denemede Philadelphia'da Mount Laurel adinda, daha once adini hic duymadigimiz bir yerlerde otelde yer bulduk ve oraya sigindik. En azindan yol stresimiz kalmamisti. Ertesi gun oglen yakin cevreyi gezmeye diye cikip da "aaa yollar baya acilmis, kar da yok, hadi esyalari birakip donelim" diyerek eve gidisimiz de pek bir delilik oldu. Ama guzel oldu. Valizlerimizden kurtulmus bir sekilde, o geceyi de Mt. Laurel'de gecirerek ertesi gun Baltimore'a , oradan da Londra'ya gittik.



10 gun icinde 3 kez okyanus otesi ucus yapmamiz,karda tipide mahsur kalmamiz,benim hastaligim derken Amerika'yla bu ilk tanismamizda Rafet El Roman'in kulaklarini da cokca cinlattik.
Macera dolu Amerikaaaaa!