gezi etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
gezi etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

1 Ağustos 2012 Çarşamba

Iskocya Notlari

 Iskocya'ya yolu dusen olursa diye gectigimiz haftaki geziden aklimda kalanlari birkac satir karalayacagim. Az lafla, resimli anlatimlarla devam ediyorum.

-Mutlaka arabayla dolasin , o yollardan otobus,trenle gecerseniz durduramayacaginiz icin uzulursunuz.






-Turistik rotalarla ilgili tabelalar var her yerde, takip edin,pisman olmazsiniz.
-Yol uzeri minik cafe/restaurantlarda corba/bira icin, havaya gore muhtemelen corba icmek isteyeceksiniz once! :)
-Kaleleri,milli parklari gezin.






-Mutlaka bir viski imalathanesi gorun, (Glenfiddich bu konuda oldukca basariliydi)
-Highland games tarihlerine denk getirmeye calisin,erkenden gidip butun yarislari izleyin.




-Henuz hava sartlari nedeniyle biz de yapamadik ama kuzeyde balinalari izlemeye gidin,gidelim :)

Ozet: "Yesile,griye,yagmura ve viskiye doymus olarak bitmeyen bir Iskocya gezisinde yanlis giden birseyler vardir. "


12 Mart 2012 Pazartesi

Guzel Siena


Gectigimiz cumartesi oglene dogruydu, madem yakiniz bir gorelim o zaman diyerek atladik otobuse , Siena'ya gittik. Guzel Siena'ya.


Floransa'dan gitmek icin otobus daha avantajliymis, oyle okuduk. Trene gore daha merkezi imis duragi.
Otobuste kisaca okuduk, neymis ne degilmis.
Sehrin ortasinda, eski sehir olarak da anilan bolge, iste butun bu gordugunuz nefis evlerin oldugu bolge, surlarla cevrilmis zamaninda. Medici'ler tarafindan, o guzel renkli kirmizi toprak taslarla. Sanirim bu renge de adini vermis Siena.


Bahar da geldi buralara, hava hala hafif serin ruzgarli olsa da, gunes en az cicek acmis bu agac kadar nefis!


Biraz yuruyunce her yol sizi buraya cikaracaktir illa ki. Burasi guzel mi guzel Piazza del Campo , diger bir deyisle Campo meydani.
Guzel de bir kule var orada, fakat bizim yarim gunumuz oldugundan ne kuleye cikmak ne de muzeleri gezmek icin vaktimiz yoktu.


Hava da boyle guzelken, sokaklarda basibos yurumeyi daha keyifli bulduk :)
Sokaklar da boyle guzelken!


Irili ufakli tepelerin uzerine kurulmus bu sehri birkac saat yuruyunce tabii ki meydanda , gunes hala isitiyorken bir italyan birasi esliginde dinlenmek kacinilmazdi!


Olur da buraya gelmeyi planlarsaniz, mumkun olabiliyorsa Palio festivaline denk getirin diyorlar.
Benden soylemesi!


29 Şubat 2012 Çarşamba

Bir haftasonu kacamagi olarak Lecco


Gectigimiz haftasonu onceden planlanmis bir Torino ziyareti oncesine, son anda bir mola ekledik ve Como golunu gormeye karar verdik. Yolu cok uzatmamak adina golun en guney noktalarindan biri olan Lecco'yu sectik. Aksamustu vardigimizda karsimiza cikan soyle bir manzaraydi.

Onceden planlanmis bir gezi olmadigindan nerede yemek yiyecegimizi bu sefer tripadvisor'a sorduk. Iyi ki de sormusuz. Calisanlar ingilizce bilmiyorlar ancak kisitli italyancamiz ve cep telefonu sayesinde nefis yemekler siparis etmeyi basardik! Simdiye kadar Italya'da yedigim en guzel yemeklerden birini yemis oldum da diyebilirim.

Sabah kalktigimizda ise soyle bir gune uyanmistik.

Ve hemen sonra Torino'ya gitmek uzere yola ciktik. Sonrasinda bizi bol sohbetli,neseli,rakili,mezeli bir haftasonu bekliyordu. Cok ozledigimiz arkadaslarimizla nefis bir haftasonu gecirdik.
Buradan ev sahipligi icin Ozge'ye tesekkur ederken, Tugba 'ya da yolun acik olsun demek isteriz.
Merakla maceralarini dinlemeyi/okumayi bekliyoruz :)

Son olarak :
Lecco'ya yolunuz duserse diye,
Kalinacak yer: Hotel Griso
Butun odalari gol manzarali ve manzaraya karsi kocaman teraslar var.Mumkunse en ust katlardan oda ayirtmaya bakin.

Yemek yenilecek yer: Borgo Scacciaventi
Belki yaz aylarinda rezervasyon yaptirmak gerekebilir.
Sarap menuleri oldukca zengin. 3 cesit bruschetta da mutlaka denenmesi gerekenlerden.

Yapilacak aktivite: Sezonda gitmedigimiz icin yakalayamadik fakat buradan gol kenarindaki diger ilcelere vapur seferleri oluyormus. Hava guzelse cok keyifli olabilir.

Como golunu kime soylesem ilk duydugum George Clooney'nin orada evi oldugu idi, fakat evi satmis diye duyduk! Dogru mu bilemem.
Fakat bildigim bir sey var ki, o da bir Como ziyaretinin daha sirada oldugudur. Bu manzaraya bir seferle doyulmaz!

28 Eylül 2011 Çarşamba

Torunlar,dinleyin!

Daha heyecanlisini yasayana kadar torunlarimiza anlatacagimiz hikayelerin ust siralarina koyacak cinsten bir gun gecirdik gectigimiz hafta. Dominik Cumhuriyeti'ni kucukken adindan dolayi hep cok farkli bi yer diye hayal ederdim. Cok da yanilmamisim. Yakinindayken , gec kalmis, Eylul'e sarkmis yaz tatilimizde gitmeyi dusunduk. Bu tatile dair tek amacimiz vardi,dinlenmek. Sadece uyuyacak,denize girecek ve yemek yiyecektik. Ilk gunlerde de oyle yaptik , guzel Samana'da. Sonra herhalde dinlenmisiz ki,biraz hareket aradik. Cok surmedi bulmamiz. Henuz uyanmis ve minik birer tost yemistik ki bizim bey "hazirlan hadi gidiyoruz" diyiverdi. Nolur nolmaz, belki gideriz diye bakinirken gormustum,yakinlarda bir selale vardi. Oraya gidiyormusuz! Mayolarimizi ,terliklerimizi giydik,fotograf makinemizi aldik ve resepsiyonda bulustuk tur sirketinin gonderdigi servisle. Neyse ki ingilizce bilen yetkili kisi "isterseniz birer havlu ve kapali ayakkabi alin,ata zor binersiniz" uyarisinda bulundu. Ne ? Ata zor mu bineriz? Iyi ben alayim geleyim o vakit :) Yol cok uzun degildi,15 dk.da gelmistik. Hemen siradaki atlara bindirdiler bizi. Her bir atin basinda bir de gorevliyle dustuk yola. Yol derken yanlis anlasilmasin,hemen detay vereyim. Ancak bir kisinin yuruyebilecegi kadar dar,cok irili az ufakli taslardan olusan,agaclarin otlarin arasindan giden, oldukca dik bir yokus.Ustelik surekli kivrilarak gidiyor U donuslerle.Ve henuz ilk donuse gelmistik, atlarin isimlerini henuz soylemislerdi ki tanismamiza bile firsat kalmadan ,benim uzerinde oldugum at on ayaklarini bukuverdi. Dusmek uzereydi ve ilk kez ata bindigimden olsa gerek, yanimizdaki gorevli kisinin de yolun darligindan elime bir ip tutusturup arkada kalmasiyla panikledim. Hayvanin resmen dizleri titriyordu,ayaga kalkmaya calistikca yosun tutmus taslardan kayarak daha da sendeliyordu. Tabi benim ve atin halini arkamizda izleyen sevgilimle ayni anda ve de hic dusunmeden inmek istedik. Atin yorgun oldugunu soylediklerinde,hayvana bu iskenceyi yapamayacagim konusunda zaten emindim. Yuruyecektik. Ikimiz de bunu istemistik. Arkadaslar biraz saskin kalarak bir kez daha sordular. Hayir, emindik iste!Ne sorun var ki yurumekte? Sonra cok sorduk neye guvenerek emin oldugumuzu kendimize ve birbirimize :) Yanimizda bir rehber,Pedro,17 yasinda lise ogrencisi.O attan baska kimsesi olmadigini soyleyen,hergun bir kez bu tepeleri asan,kazandigi parayla ingilizce ogrenen ve cok da guzel konusan,kibar,canayakin bir dominikli. Digerleri gibi.
Elimizde havlularimiz,birer kucuk sise suyla basladik yurumeye. Ve bu yuruyus tam 45 dakika, oglen 12-1 arasi,37-38 derece asiri nemli havada, yokus asagi ve yukari ,kimi yerde derenin uzerindeki incecik tahtadan gecmek suretiyle devam etti.
Nihayet selalenin sesini duydugumuzda nefesimiz kesilmis,bacaklarimizda derman kalmamisti. Tentenin altinda biraz soluklandik ve gelmisken gormeden donmek olmayacagi icin, 200 basamak inerek selaleye ulastik. Iste tam buraya
Suyun ne kadar derin oldugunu bilmiyorduk,ustelik biraz da soguktu.Girip girmemek arasinda kaldigimizi goren Pedro, sadece kafasindaki sapkayi cikararak atladi! Tabi arkasindan da biz. Iste o an iyi ki de gelmisiz diyebildik. Yuzduk, fotograf cektik ve donus yolunu da dusunerek bir guzel kurulanip giyindik. Biz giyinirken gok gurultusunu duymustuk ki,pesinden,saniyeler sonra saganak yagmur da geldi. Tropikal iklimin bereketi!Henuz basamaklara adim atamadan ayakkabilarimizin ici suyla dolmustu bile. O 200 basamagi nasil ciktik bilmiyorum. Ve yine sigindik ilk durakladigimiz tentenin altinda. Yagmur yagdikca siddetleniyordu resmen. Bir grup geldi atlarla ve ustlerinde yagmurluklar,kafalarinda kasklar ve ayaklarinda yagmur botlariyla! Biz de 10 kat daha agirlasmis islak havlularimizla,icinden dereler akan ayakkabilarimizla oradaydik iste! Fakat butun bu bir anda karar verip geldigimiz turda onlardan daha mutluyduk :) Tropikal bir ormanda yagmurdan da islanmayacaksak ne heyecani vardi ki hayatin?! Biraz dinlenmistik,yagmur durmayacakti ama hafiflemisti. Zaten daha da islanacak biseyimiz kalmamisti. Pedro madem islandiniz sizi kisa yoldan gotureyim dedi ve derelerin icinden yuruyerek daha kisa olan bu yolu da 25 dk.da bitirip servisimize vardik. Belki daglar,zirveler tirmanmamistik fakat spora,dogaya cok da yakin olmayan insanlar olarak, bunu basarmis olmak bizi fazlasiyla mutlu etmisti. Ustelik gordugumuz yollar,icinden gectigimiz greyfurt ve kakao agaci bahceleri,Pedro'nun bizim icin topladigi sambukalarin,feslegenlerin kokusu,o suya atlamanin heyecani unutamayacagimiz bir gun olarak bize hatira kalmisti.Daha cok spor, daha cok treking icin planlara baslamistik bile!

1 Eylül 2011 Perşembe

eylul'u karsilamak

Her ne kadar Eylul'un gelisiyle Istanbul'u daha cok ozlesem de, sonbahari dusununce aklima baska bir yer geliyor. Cennetin dunyadaki karsiligi bile diyebilirim buraya. Oyle huzurlu, oyle sakin, oyle guzel kokan! Uyanmak bile oradayken guzel. Oyle guzel bir yer ki, neresi oldugunu soylemek bile istemiyorum size :) Bu sefer lafi kisa kesip fotograflar sunuyorum.