22 Temmuz 2009 Çarşamba

Tequiiilaaaa!



cok seker pek ciciler :)

21 Temmuz 2009 Salı

Hellooo!



Orsay muzesinin mobilya kisminda gezerken , bi baktik icimiz gecmis, aslinda birer sanat eseri olan o mobilyalardan aynali olanlarin birine bakarken fotografimizi cekip egleniyorduk. Arkamizda bizimle ayni hisleri paylasan espanyol cifte nanik yapar selam ederiz :))

Hemen bitsin!



Bu corapli sandaletli turistler azalarak falan degil hemen simdi bitsinler istiyorum!

9 Temmuz 2009 Perşembe

Fransiz Mutfagi!



Yedigimiz o kadar guzel yemegi , ilk defa tattigim kurbaga bacaklarini (ki ayri bir postta gorsel olarak da anlatirim) nefis krepleri , dondurmalari , cikolatali mousseleri vesaire vesaire kesinlikle goz ardi etmiyorum. Ancak bu nedir ki? Oglen yemege gidiyorsun , menuden tavuklu salata seciyorsun , ingilizce olarak da teyid ediyorsun "oui mosyo chicken salad" diyerekten. Ve gelen bu! Haslanmis soguk yarim tavuk ,ki tuyleri bile kismen derisinde mevcut , yaninda da marul :)
Bitiremeyince de "ooo matmazel didn't you like iit?" diyecek kadar da ilgiliydi saolsun ahahahha

6 Temmuz 2009 Pazartesi

Beles sanat gunleri



Paris'te gezilmesi gereken bolca muze var malum. Ve soyle de bi guzellik yapmislar, her ayin ilk pazar gunu muzeler ucretsiz. Biz de firsattan istifade ederek gezdik tabii ki:) Dun de bu ayin firsati olarak Musee D'orsay secmistik. Sehir her firsatta "odun olma sanata biraz ilgi duy , bak bakalim Monet kimmis Rodin ne yapmis gor" diyor baya gozune soka soka. Cok da guzel ediyor.
Geziniz gorunuz, heykele resme doyunuz.

etrafa verdiginiz rahatsizliktan dolayi?

Burda binalarin cogu birbirine cok yakin. Yani o kadar yakin ki pencereler ic ice , bizim karsidaki arkadaslar sigara icince biz camdan kokusunu alabiliyoruz o derece. Ve yine pencereden gorunen bitisik binada insaat var. Geldigimizden beri otel yapiyorlar ,biz gidiyoruz diye de bitiriyorlar sanirim. Ama gun icinde matkap cekic sesleri bazen dayanilmaz oluyor. Hele de hava sicak ve cam pencere acmak zorundaysan.
Fakat ilginc olan su ki, bu gurultulerin arasinda zaman zaman calisan iscilerin isliklarini duyuyorum. Her insaat gibi burda da sarkilar , turkuler soyleniyor iste. Ama hani insaat sesi duyunca insan refleks olarak bi uzun hava , bi turku bekliyor. Bunlar La vien rose'dan those were the days'e hatta bu siralarda cesitli Michael Jackson sarkilarina kadar genis bir repertuara sahipler.Gundemi takip ediyorlar haliyle.
Zamanla buna da alistim , taaa ki hep beraber neseyle La Isla Bonita soylediklerine sahit olana kadar ahahhahahah

Daha ne diyim bilemedim :)

2 Temmuz 2009 Perşembe

bakkalimi istiyorum!

Birkac hafta onceydi , pazar gunu krep yiycez ama un bitti! ahahhaha yok be bildigin manti aciyorum , ama un gercekten bitti :( cok zor boyle gurbet.. neyse ciktim disari ama tabii pazar oglen ne monoprix acik ne franprix ne baska bisey..iste o zaman farkettim minicik daracik bi bakkal varmis karsi sokagimizda , arada derede.
Farkettim ki burda bakkal diye bisey yok. Hani boyle aksam eve gelirken ekmek de alabilecegin , sigara da kola da hatta yogurt da.
Neyse ki memleketimde az da olsa hala varlar ve ben onlari cok seviyorum.

Burdan mersindeki zubeyir abiye , istanbuldaki haci bakkala selam ederim :)